1 Temmuz 2011 Cuma


benimkinin hangisi olduğuna pek karar veremedim ama eminim seni sevecek kadar yerim vardır.gel şöyle,bulaşık makinesi sesine olan sevgimin yanına otur.

28 Haziran 2011 Salı

süpriz.

aklıma minik tebessüm ettiren düşünceler gelince dayanamıyorum hepsini gerçekleştirmek istiyorum.uzaktaki arkadaşlarıma en miniğinden tebessümlü süprizlerim olacak.ben bile heycanlandım.

sizi nasıl seviyorum belli değil

geçen yaz ben.
sanırım bu yaz pek farklı değil,sadece güneş gözlüğüm yerine normal gözlüğümü kullanıyorum.

27 Haziran 2011 Pazartesi

kanıt.

beni bir şeyler kanıtlamak zorundaymış hissine kaptıran insanlardan nefret ediyorum.liseden nefret ediyorum ama üniversiteyi seviyorum.önümüzdeki tüm yıllar iyi bir üniversite için çalışıcam.zaten aşık falan da olmadığıma göre kafalar rahat.gün geçtikçe daha belirgin kararlar alıyorum:
  • taşındıktan sonra hemen eşyalarını yerleştir ve en yakın dvdciden listedeki filmlerin hepsini topla.
  • öyle çalışkan ol ki insanlar şaşırsın
  • aynı zamanda sosyal ol ki insanlar neyi kaybettiğini anlasın
  • tatil boyunca tüm paranı film ve yemeklere yatır,klimanla mutlu ol.
  • ARTIK İNSANLARI MUTLU ETMEYE ÇALIŞIP KENDİNİ YORMA ÇÜNKÜ ONLARIN UMRUNDA BİLE DEĞİLSİN
  • insanlara olduğundan fazla değer verme,kalbin kırılıyo sonra.
  • behzat ç'yi hiç kaçırma,kaçırdığın bölümleri izle.
  • uyuyup durmayı kes ve kendini geliştir.
böyle işte.yeni bir ceren olup çıkmak istiyorum.belki içime işleyen sıradanlık o zaman yok olur.
ayrıca yazının başlığı şu televizyondaki 'kanıt'adlı dizinin reklamını yapıyo gibi oldu sonradan fark ettim ve baya güldüm eheh.
seygiyle.

26 Haziran 2011 Pazar

neşem.

yalnız kaldım.
herkes tatile gidiyor.biz ailecek tatil yapmayalı çok oldu çünkü tatilin tam göbeğinde antalya'da yaşıyoruz.ablam bütünlemelere kaldığı için temmuzun ilk haftası gelecek.arkadaşlarımın biri izmir'e diğeri istanbul'a gitti.elbette burada kalan arkadaşlarım var ama yani onlar,yani ne bileyim bu ikisi bu yıl boyunca aralıksız benimleydiler.ablam gelsin istiyorum çünkü geçen sefer giderken neşem yanlışlıkla bavuluna karışmış olmalı ki bu haldeyim.bu gün evde yalnızım ve evi toparlamam, odamdaki eşyaların hepsini kolilemem gerek.yanında bir de sigara böreği yapmam lazım.biraz da toz alıp etrafı süpürsem..
haziran öyle sıradansın ki günlerdir temizlik yapıyorum.hep aynı sırayla,aynı odalara.

25 Haziran 2011 Cumartesi

"...Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
KAZIM KOYUNCU.

alışkanlıklar kötü bence.
mesela ben klimaya çok alışmıştım,taşınmamızdan dolayı odamdaki püfür püfür klima yeni eve gitti.sıcaktan ölüyorum resmen evde.mutlu olmayada çok alışmışım şimdi biraz mutsuz hissedince bile kendimi dövmek istiyorum.zaten etrafımdaki insanlarda beni mutlu görmeye alışmış.mutsuzken çekilmez oluyorum.varlığına alıştığım çok az insan var.alıştıkların gidincede kötü oluyor.böyle yeni kesilmiş buz gibi karpuzun çekirdeksiz tarafı senden bir önceki kişiye denk gelmiş de sen çekirdekli yemek zorunda kalmışsın gibi.
son zamanlarda çok sakarım ya da bu tamamen benim umursamazlığımdan kaynaklanıyor.bacaklarımda hep çürükler ve çizikler var.ben gene inadına gidip bu gün sol bacağımı yatağa çarptım.
son olarak uykunuzun bölünüp başka bir yatağa geçmeniz söylenince kendinizi sizde beslemeymiş gibi hissetmiyor musunuz?

24 Haziran 2011 Cuma


bu filmin her karesini sevebilirim.yazları kendimi hep aşklı filmlere veriyorum niyeyse.
'500 days of summer'

mp3.

telefonum bozuldu,tamirciler yapamadı.
yaptığım en büyük hata 'anne mp3e gerek yok elefon var yaa'demekti belkide.çünkü müzik dinliyemiyorum telefonum bozulduğu için.oysa daha yeni doğum günümde mavi kulaklık hediye edilmişti.hç deneyemedim kulaklığı,başkasının telefonundan mp3ünden bilmemnesinden dinleyesimde gelemdiği için öylece duruyor kenarda.şimdi kendime eski kamerasız nokia almak istiyorum yanına da yeşil bir mp3,oh.

bir arkadaşım 'iyi üniversitede iyi oğlanlar,iyi koca adayları olur ;))))))))kıps' demişti.aklıma geldi öyle.

en sevdiğim oyuncunun yer aldığı bir film bu da.Natalie Portman.
elbette ki bu da filmde yer alan en sevdiğim sahne.çünkü uykuyu ve sarılmayı severim.birde birleşip sarılarak uyumak olunca daha da sevdim.
yapmayın böyle şeyler,üzülüyoruz falan...
'No strings attached'

new jersey.

mor ve ötesinin son albümünü indirdim,iki gündür durmadan dinliyorum.her şarkısını sevdim,bazılarını ezberledim.
biriniz benimle iletişime geçin,konuşalım falan ya da sadece şarkı önerelim birbirimize veya film..
çünkü resmen acı çekiyorum.

23 Haziran 2011 Perşembe

çilek

özleyebileceğim tek koku çilek kokusu.olm kokusunu özleyebileceğim biri bile yok lan.

karar verdim.

düzenli olarak ders çalışmaya başlayacağım temmuzun ortalarına doğru.çünkü lise bana göre değil.ruhum üniversiteli.
oturup tm derslerine falan önceden bakıcam.zaten üniversite hayallerim çok meşhurdur.sık sık değişir ama gene de aralarından bir tanesini seçicem.öyle ki şu an içimde okulda derece yapmak gibi bir istek var.
hadi hayırlısı.

bazen bu kadarcık param verken sokağa atıyorum kendimi.elimdeki son parayı bakkallardan bir şeyler almak için mi harcasam yoksa kırtasiyelerde gördüğüm rengarenk kağıtlar için mi karar veremiyorum.bazen ölümüne yorgun oluyorum ve yol parası mı yapsam diyorum.sonra bir şey oluyor ve ben eve yürümeyi tercih ediyorum.paralarımı hiç harcamıyorum.
istediğim şeylerden vazgeçiyorum.

kolilililerlee

salondaki vitrinlerin içindeki kırılacak her şeyi koliledik.solan tamamdır.ama resmen ben ve belim acı çekiyoruz şu an.sanırım son tabak için eşit bir şekilde yırtmam gereken gazeteyi sinirden paramparça ettim.üşengeç biriyimdir ve bu işler benim çok zorluyor.
havalar tahmin ettiğinizden de sıcak antalya'da.
yaşayabileceğiniz en huzurlu anlar listesine 'klimanın karşısındaki yatağınıza öylece uzanmak'ı da ekleyin.çünkü o bunu hak ediyor.

hello malatya hava nasıl orda?



şu şapşo da benim ablam olur mesela.
bu sabah beni mutluluktan hüngür hüngür ağlatan.
çünkü bir kaç kilometre uzaktan bile beni mutlu edebiliyor.birde bunu yaparken yardımcısı var tabi,salih abim.
beatles tişörtüm ve benim içim yazıp-çizip bastırdıkları masal kitabımla bu gün dans ediyor olacağım.öptüm.

22 Haziran 2011 Çarşamba

iki hafta sonra taşınıyoruz.odamı beyaz mavi karışımı açık mavimsi renge boyamayı planlıyorum.ablamla birlikte aynı odada kalıcaz ve birlikte odayı düzenlicez falan.duvarlarına bulutlar çizicem,ne biliyim böyle güzelli şeyler yapıcam.bu aralar hep bunu düşünüyorum.'odamın duvarına n'apsam acaba',sonra düşünürken aklıma önceden düşündüğüm konularla ilgili şeyler geliyor.eminim taşınıp yerleştikten sonra odam hakkında aklıma daha güzel fikirler gelecek.

soldaki benim ve sağdaki şapşo da benim canım olur.

böyle de ayaklarım var.

taze fasulye.

taze fasulyenin en sevdiğim yemek olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve hayat ara sıra böyle saçmalıklar yapıyor.
hava çok sıcak.klimanın sesini seviyorum,uyumama yardımcı oluyor.bir iki hafta sonra taşınıyoruz ama sadece üç koli eşya topladık.hava gerçektende sıcak ve ben gerçektende sıkılıyorum.sıkılınca mı mutsuz oluyorum mutsuzken mi sıkılıyorum bilmiyorum ama her iki duyguyu da son bir kaç gündür yaşıyorum.léon'u izlerken hep aynı sahnede uyuyakalıyorum.ah natalie,keşke senin yerinde ben olsaydım.
aslında daha yeni uyandım.gidip bulaşıkları makineye yerleştirdim ve çalıştırmak için dört kirli tabağa daha ihtiyacım var.sıkıldıkça yemek yiyorum.bana kirli tabaklarınızı hediye edin.
elimde çok güzek mektup zarfları ve mektup kağıtları var.adresinizi verin size bir şeyler yazayım.evde hiç kremşanti kalmamış.bana kremşanti alın ya da boşverin ben hallederim.
az önce arkadaşlarımdan biri aradı,telefonda pek komikli ve ilgili konuşmadığım için oflayıp kapattı.neyim olduğunu merak bile etmedi.böyle durumlar çok üzücü.
ne diyordum,haa böyle durumlar diyordum.
ÜZÜCÜ !

mart ayını sevdiğimden değil.

martıları sevdiğimden.
martılar bence martmartmart diye ses çıkarıyordur yoksa mart ayını hiç sevmem ben.en sevdiğim hazirandır.gerçi bu sefer haziran biraz nazlı ama olsun,ben onu böyle de seviyorum.eğer haziranın bir tadı olsaydı karpuz gibi olurdu.
gidip bir karpuz keseyim ben.